İçeriğe geç
Kars Mihver
İlişkiler

Aile Büyüklerinin Tavsiyelerini Yönetmek

İyi niyetli tavsiyeler her zaman kolay taşınmıyor. Tavsiyeleri ayırmak ve enerjiyi sadece gerçekten önemli olana ayırmak büyük rahatlama sağlıyor.

Selin Ertem 3 dk okuma

Yeni bir eve taşınırsınız, bir iş değişikliği yaparsınız, çocuğunuzun uyku düzenini kurmaya çalışırsınız. Aradan çok geçmeden telefon çalar ve size ne yapmanız gerektiği anlatılır. Aile büyüklerinin tavsiyesi, çoğu evde eksik olmayan bir trafiktir. Bu tavsiyeler genellikle iyi niyetlidir; ama iyi niyetli olmaları, her zaman kolay taşınabilir oldukları anlamına gelmez.

Bu meselenin zorluğu, iki geçerli şeyin çarpışmasından geliyor. Bir tarafta yaşanmışlığa dayanan bir deneyim ve gerçek bir sevgi var. Diğer tarafta ise kendi hayatını kendi bildiği gibi kurma ihtiyacı. İkisi de meşru, ikisi de vazgeçilebilir değil.

Tavsiyenin altındaki mesaj

Aile büyüklerinin verdiği öğütler çoğu zaman göründükleri şeyden ibaret değildir. "Bu evi alma" cümlesinin altında "başına bir iş gelmesinden korkuyorum" olabilir. "Çocuğa böyle davranılmaz" cümlesinin altında "kendi yaptıklarımın yanlış olduğunu duymak istemiyorum" yatabilir. Tavsiyeyi tartışmadan önce altındaki duyguyu görmek, tepkinin tonunu değiştirir.

Bir de rol meselesi var. Yıllarca karar veren, koruyan, yön gösteren biri için o rolden çıkmak kolay değildir. Tavsiye vermek, hâlâ gerekli olmanın bir yoludur. Bu yüzden tavsiyeyi tamamen susturmaya çalışmak, çoğu zaman ilişkiyi germekten başka işe yaramaz.

İşe yaramayan iki uç

Bu konuda insanlar genellikle iki uçtan birine savrulur. Birincisi, tartışmamak için her tavsiyeyi başıyla onaylamak ve sonra kendi bildiğini yapmak. Kısa vadede rahattır ama bir süre sonra büyük tartışmalar doğurur, çünkü karşı taraf onay aldığını sanmıştır.

İkincisi, her tavsiyeye açıkça karşı çıkmak. Bu da her sohbeti bir çatışma alanına dönüştürür. Üstelik enerjinin çoğu, aslında önemsiz olan konulara harcanır. Perde rengi hakkındaki bir yorumla, çocuğun eğitimi hakkındaki bir yorum aynı ciddiyetle karşılandığında kimse ayakta kalamaz.

Bu iki uç arasında gidip gelmek de yaygındır. Kişi uzun süre susar, biriktirir, sonra ilgisiz bir konuda sert biçimde patlar. Karşı taraf bu tepkiyi anlamlandıramaz, çünkü o ana kadar her şey yolunda görünüyordu. Böylece hem sınır konmamış olur hem de ilişki gereksiz yere zedelenir.

Ayrım yapmak

Daha sürdürülebilir olan yol, tavsiyeleri ayırmak. Bazıları gerçekten faydalıdır; deneyimden gelen, işe yarayan bilgilerdir ve almakta hiçbir sakınca yoktur. Bazıları nötrdür; katılmayız ama tartışmaya değmez, gülümseyip geçilebilir. Bazıları ise gerçekten sınır meselesidir; kendi ailemizin işleyişine, kararlarımıza doğrudan müdahale içerir.

Enerjiyi sadece üçüncü gruba ayırmak büyük bir rahatlama sağlar. Her yoruma cevap verme zorunluluğu ortadan kalkınca, gerçekten önemli olan konuda söylenen söz de daha net duyulur.

Nasıl söylenir

Sınır koyması gereken konularda tonu düşük ama cümleyi net tutmak işe yarar. "Fikrini biliyorum, gerçekten değerli; ama bu konuda biz böyle karar verdik" cümlesi hem reddetmez hem geri adım atmaz. Uzun açıklamalara girmemek de önemlidir; açıklama uzadıkça karar tartışmaya açık görünür.

Bir başka faydalı yöntem de tavsiyeyi istediğimiz alanları belirtmek. Yemek, tamirat, bahçe gibi konularda görüş sormak, ilişkideki tavsiye ihtiyacını sağlıklı bir yatağa akıtır. İnsan, fikri sorulduğu bir alanı olduğunda, sorulmadığı alanlarda daha az ısrarcı olur.

Eşlerin bu konuda önceden anlaşması da kritik. Kimin ailesiyse o kişinin konuşması genellikle en az yıpratıcı yoldur. Aksi hâlde konu kolayca iki aile arasındaki bir meseleye dönüşür ve çift kendi arasında bölünür.

Sınır koyduktan sonra ilişkiyi sıcak tutmak da işin bir parçası. Bir konuda geri adım atmamak, mesafe koymak anlamına gelmemeli. Aynı hafta içinde arayıp hâl hatır sormak, birlikte vakit geçirmek, konuşmanın sadece o tartışmadan ibaret olmadığını gösterir. Reddedilen şeyin tavsiye olduğu, kişinin kendisi olmadığı ancak böyle anlaşılır.

Zamanla yumuşayan bir mesele

Bu trafik hiç bitmez ama zamanla azalır. Kararlarımızın sonuçlarını gördükçe, karşı tarafın güveni de artar. İlk yıllarda her ayrıntıya karışan bir büyüğün, birkaç yıl sonra çok daha az müdahale ettiği sıkça görülür. Bunu hızlandıran şey de tartışma değil, kararlılıkla sürdürülen sakin bir tutumdur.

Sonuçta hedef, tavsiyeleri bitirmek değil. Hedef, tavsiyeyi dinleyebilecek kadar açık, kendi kararını verebilecek kadar da sağlam durabilmek. İkisini aynı anda yapabilmek, yetişkin aile ilişkilerinin belki de en zor ama en gerekli becerisi.

Paylaş Facebook X WhatsApp