İçeriğe geç
Kars Mihver
Kişisel Gelişim

Yabancı Dil Dersinde Konuşma Çekingenliği Nasıl Aşılır?

Kelimeyi bilen ama konuşamayan öğrencinin sorunu bilgi değil, hata yapma korkusudur. Konuşmayı kolaylaştıran yöntemler.

Bora Yalçınkaya Güncelleme: 3 dk okuma

Yabancı dil derslerinde sık rastlanan bir tablo vardır: öğrenci kelimeleri bilir, dilbilgisi sorularını doğru yapar, yazılıdan iyi not alır ama konuşma sırası geldiğinde susar. Bu durum çoğu zaman bilgi eksikliği olarak yorumlanır. Oysa asıl sebep genellikle bilgi değil, yanlış yapma korkusudur.

Konuşma, dilin en açıkta yapılan bölümüdür. Yazarken hata sessizce düzeltilebilir; konuşurken hata herkesin duyduğu bir şeye dönüşür. Ergenlik çağına yaklaşan öğrencilerde bu görünürlük kaygısı belirgin biçimde artar ve çekingenlik derinleşir.

Hata, öğrenmenin kanıtıdır

Bir öğrencinin konuşmaya başlaması için önce hatanın tehlikeli olmadığına ikna olması gerekir. Bu ikna, söylenen sözlerle değil sınıfta yaşananlarla oluşur. Her yanlış telaffuzun anında düzeltildiği bir ortamda öğrenci konuşmaz; çünkü konuşmanın bedeli yüksektir.

Bu yüzden konuşma etkinliklerinde anlık düzeltme yerine sonda toplu geri bildirim çok daha etkilidir. Öğrenci cümlesini bitirir, öğretmen anlamı anladığını gösterir ve sık yapılan hatalar etkinliğin sonunda isim vermeden ele alınır. Böylece hem akış bozulmaz hem de düzeltme kişisel bir eleştiri gibi hissedilmez.

Küçük gruplar, büyük sınıflardan kolaydır

Yirmi beş kişilik bir sınıfın önünde konuşmak, çoğu öğrenci için ana dilinde bile zordur. Konuşma pratiğini ikili ya da üçlü gruplara indirmek, dinleyici sayısını azaltarak baskıyı doğrudan düşürür. Aynı anda pek çok öğrenci konuştuğu için ses de bir tür koruma sağlar.

Bu çalışmalarda konunun önceden belirlenmesi ve birkaç dakikalık hazırlık süresi tanınması işi kolaylaştırır. Hazırlıksız konuşma ileri seviyede anlamlıdır; başlangıçta ise yalnızca gerginlik üretir.

Kalıp cümleler güven verir

Konuşmaya yeni başlayan öğrenciye en çok yarayan şey, elinin altında hazır birkaç kalıbın bulunmasıdır. Anlamadım, tekrar eder misiniz, bir dakika düşüneyim, nasıl söylenir gibi ifadeler öğrenci için birer kurtarma halatıdır. Bu kalıpları bilen öğrenci tıkandığında susmak zorunda kalmaz, konuşmayı sürdürecek bir yol bulur.

Aynı şekilde kelimesi bulunamadığında dolaylı anlatım yapmayı öğretmek de çok değerlidir. Bir nesnenin adını bilmeyen öğrenci onu tarif edebiliyorsa iletişim kurmuş demektir. Dilin amacı zaten budur.

Evde kurulabilecek küçük pratikler

Konuşma pratiği için ille de bir konuşma partneri gerekmez. Gün içinde gördüklerini yabancı dilde birkaç cümleyle kendi kendine anlatmak, sesli okuma yapmak, izlediği bir bölümü özetlemek gibi alışkanlıklar dilin ağızda dolaşmasını sağlar. Sesli okuma özellikle telaffuz kaygısını azaltır; çünkü öğrenci kendi sesini duymaya alışır.

Ailelerin bu konuda dikkat etmesi gereken bir nokta vardır. Çocuğu misafir yanında konuşmaya zorlamak, sergilenmiş olma duygusu yarattığı için çekingenliği artırır. Konuşma isteği, teşvikle beslenir; zorlamayla değil.

Konuşmayı ölçmek, notlandırmaktan farklıdır

Konuşma becerisinin değerlendirilmesi de çekingenliği doğrudan etkiler. Ölçütler açıkça söylenmediğinde öğrenci en kötü ihtimali varsayar ve her hatanın puan götüreceğini düşünür. Oysa konuşmada asıl ölçülmesi gereken şey, kusursuz dilbilgisi değil anlaşılabilirliktir.

Öğrenciye başlangıçta neye bakılacağı söylendiğinde tablo değişir. Mesajın karşı tarafa ulaşması, konuşmanın sürdürülebilmesi, tıkandığında çözüm bulunması gibi ölçütler öne alındığında öğrenci risk almaya daha istekli olur. Dilbilgisi doğruluğu bu ölçütlerin arasında yer alır ama tek başına belirleyici olmaz.

Kendi ilerlemesini görebilmesi de önemlidir. Dönem başında kaydedilen kısa bir konuşmanın birkaç ay sonra yeniden dinlenmesi, öğrenciye başkalarıyla değil kendi geçmişiyle karşılaştırma imkânı verir. Bu karşılaştırma çoğu zaman beklenenden çok daha cesaretlendiricidir; çünkü günlük ilerleme fark edilmezken aylık ilerleme açıkça duyulur.

Sınıf içindeki kültür de belirleyicidir. Bir öğrencinin hatasına gülünmesi, o dersin geri kalanında pek çok kişiyi susturur. Buna karşılık deneyen herkesin desteklendiği bir ortamda konuşma sırası bir tehdit olmaktan çıkar. Bu kültürü kuran şey kurallardan çok, öğretmenin ilk gülüşmede verdiği tepkidir.

Bu becerinin gelişimi yavaştır ve düz bir çizgi izlemez. Bazı haftalar öğrenci akıcı görünür, bazı haftalar geriye düşer. Önemli olan konuşma denemelerinin sürmesidir. Bir öğrenci hata yapmasına rağmen konuşmaya devam edebiliyorsa, dil öğreniminin en zor eşiğini çoktan aşmış demektir. Gerisi zamanla ve tekrarla kendiliğinden gelir.

Paylaş Facebook X WhatsApp

Kişisel Gelişim